 |
 
 |

Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'a girişinin ardından
ilk iş olarak Ayasofya'nın onarılmış olması dikkat çekicidir. Bazı
rivayetlere göre cami tam kıble yönünde olmadığı için Fatih'in eli ile
duvarı kıbleye doğru iterek düzelttiği anlatılır. Rivayetin kökeni
aslında diğer en eski kiliselerde olduğu gibi absidi Kudüs’e yönelik
olarak yapılmış olması gereken Ayasofya’nın absidinin hafifçe kıbleye
yönelik olmasıdır. Ayasofya'daki papaz odalarını medrese olarak
faaliyete başlatmış, İstanbul Üniversitesi'nin temeli sayılan bu
medreseler 1934 yılında Müzeler Müdürlüğü tarafından her nedense
yıktırılmıştır.
Fatih Sultan Mehmet tarafından döneminde camiye çevirilmiş olan
Ayasofya, Osmanlılar arasında 500 yıl içinde İstanbul'un en önemli
camilerinden birisi oldu. Yapıya çeşitli padişahlarca dört minare
eklendi. En eski minaresi tuğladan yapılmış olanıdır.
Ayasofya İstanbul'un fethi ile birlikte başlayan Türk döneminde çeşitli
onarımlar görmüştür. Mihrap çevresi, Türk çini sanatı ve Türk yazı
sanatının en güzel örneklerini içerir. Bunlardan kubbedeki ünlü Türk
Hattatı Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin Kuran'dan alınma bir suresi
ile 7.50 m. çapındaki yuvarlak levhalar en ilgi çekici olanıdır. Bu
tahta levhalarda, Allah, Muhammed, Ömer, Osman, Ali, Ebu Bekir, Hasan ve
Hüseyin'in isimleri yazılıdır. Mihrabın yan duvarlarında ise Osmanlı
padişahlarının yazıp buraya hediye ettiği levhalar vardır.
Sultan II. Selim, Sultan III. Mehmet, Sultan III. Murat ve şehzadelerin
türbeleri, Sultan I. Mahmut'un şadırvanı, sıbyan mektebi, imareti,
kütüphanesi, Sultan Abdülmecit'in hünkar mahfeli, muvakkithanesi,
Ayasofya'daki Türk çağı örnekleri olup türbeler, iç donanımı, çinileri
ve mimarisiyle klasik Osmanlı türbe geleneğinin en güzel örneklerini
oluşturmaktadır.
Ayasofya 1935 yılında müze haline getirildi. |
|

Evliya Çelebi'nin anlatımıyla caminin yapımı şöyle
olmuştur: "Bütün Osmanlı ülkesinde ne kadar bin mükemmel üstad mimar
yapı ustası işçiler ve taşçılar ve mermer işleyenler varsa hepsini
toplayıp üç yıl bütün ayakları bağlı forsa temelini yerin altına
indirdiler. Temel kazanların vurdukları kazmaların sesini yeraltında
dünyayı sırtında taşıyan öküz duyardı...üç senede binanın temeli
yeryüzüne yükselip bina meydana çıktı. Bir yıl o halde kaldı...Bir
yıldan sonra Sultan Bayazıdı Veli'nin presesine (hiza ipi) göre mihrab
kondu. Dört tarafına duvarlarını kubbe aralarına varıncaya kadar 3 yıl
yükselttiler. Ondan sonra metin güçlü dört paye üzerine yüksek kubbeyi
yaptılar. Süleymaniye Camii'nin ne yolda şekillendiği, bu ulu camiin
kubbenin mavi tasının ta üst tepesi Ayasofya kubbesinden yuvarlak ve
yedi meliki arşın yüksek cihanı kaplayan bir kubbedir. Bu eşsiz kubbenin
dört ayağından başka camiin solunda ve sağında dört tane somaki mermer
sütun vardır ki her biri onar Mısır hazinesi değerindedir...Ama Allah
bilir bu kırmızı renkli dört somaki sütunun cihanın dört köşesinde
benzeri yoktur, ellişer arşın yüksekliğinde güzel sütunlardır...Mihrab
ve minber üzerinde olan renk renk camlar Serhoş İbrahim'in işidir. Her
cam parçasında nice kerre yüzbin parçanın renk renk hurda camlarla
çiçekler ve Allah'ın güzel adlarıyla süslenmiş camlardır ki, bunlar kara
ve deniz seyyahları arasında dünyaca övülmektedir, felekte bunların eşi
görülmemiştir...mermeri işleyen üstad ince sütun üzerine bir müezzin
mahfili yapmıştır ki guya cennet mahfillerindendir...mihrabın üzerinde
Karahisari hattıyla Zekeriya ne zaman bulunduğu mihraba girdiyse onun
yanında bir yiyecek buldu (Ali İmran: 37) ayeti zehebi laciverd ile
yazılmıştır.
...Ve mihrabın sağında ve solunda burma, zıh zıh yapma sütunlar...ve
yine orada bir adam boyu halis bakır ve halis altunla cilalanmış
şamdanların üzerinde yirmişer kantar kafuri balmumları...camiin sol
köşesinde sütun üzre bir yüksek makam, Hünkar Mahfili vardır, ...dört
sütun payelerin köşelerinde dört tane aşırhan maksurecikleri var...
camiin iki tarafında yan suffaları var...yine bu suffalara eş ince
sütunların üzerinde deryaya nazır ve sağ tarafı çarşuya bakan
katlar...cemaat çok olduğu zaman bu suffalarda ibadet ederler...mübarek
gecelerde kandiller yakarlar hepsi yirmi iki bin kandil ve asılmış
avizeler. Bu camiin içinde geride Kıble Kapusu tarafındaki iki payelerde
bir çeşme vardır. ve bazı taklar altında Üst Hazine Maksureleri. |
 | |
 |

Sultanahmet Camii, 1609-1616 yılları arasında sultan I. Ahmet tarafından
İstanbul'daki tarihi yarımadada, Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa'ya yaptırılan
cami. Mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği için
Avrupalılarca "Mavi Cami (Blue Mosque)" olarak adlandırılır.
Ayasofya'nın müzeye dönüştürülmesiyle, İstanbul'un ana camii konumuna
ulaşmıştır. Yapının mimari ve sanatsal açıdan dikkate şayan en önemli
yanı, İznik çinileriyle bezenmesidir. Bu çinilerin süslemelerinde sarı
ve mavi tonlardaki geleneksel bitki motifleri kullanılmış, yapıyı sadece
bir ibadethane olmaktan öteye taşımıştır.
Sultanahmet, Türkiye'nin altı minareli ilk camisidir. Bir efsaneye göre
dönemin padişahı I. Ahmet, başta minareleri altından yaptırmak
istemiştir. Ama kaplamada kullanılacak olan altının değeri padişahın
bütçesini fazlasıyla aşınca, caminin mimarı Sedefkar Mehmet Ağa bu emri
güya yanlış işiterek, "altın" sözcüğünden "altı" yaparak, camiyi 6
minareli inşa ettirmiştir.
Sultanahmet Camii'nin 1895 yılındaki hali
Sultanahmet Camii'nin 1895 yılındaki hali
Ayasofya ve Sultanahmet Camii
Ayasofya ve Sultanahmet Camii
Caminin ibadethane bölümü 64 x 72 metre boyutlarındadır. 43 metre
yüksekliğindeki merkezi kubbesinin çapı 23,5 metredir. Caminin içi 260
pencereyle aydınlatılmıştır. Yazıları Diyarbakırlı Seyyid Kasım Gubarî
tarafından yazılmıştır. Çevresindeki yapılarla birlikte bir külliye
oluşturur.
Avlunun batı girişinde, demirden ağır bir kordon bulunmaktadır. Bu
kordon avluya atıyla giren padişahın kafasını çarpmaması için eğmesini
gerektiriyordu. Bu, padişahın bile camiye girerken kendisine çeki düzen
vermesi gerektiğini göstermek amaçlı sembolik bir eylemdi |
|

İstanbul'daki ilk Osmanlı Sarayı'nın temeli Fatih Sultan Mehmet
tarafından, Beyazıt semtinde atılmıştır. 1454-1458 yılları arasında
ahşap olarak yapılan Eski Saray'ın haremlik ve selamlık bölümleri
mevcuttu. Yeni Saray'ın (Topkapı Sarayı) yapımına 1466 yılında başlanmış
ve 1478'de bitirilmiştir. Topkapı Sarayı'nın diğer Avrupa saraylarından
ayrılan önemli bir özelliği, tek bir binada olmayıp, çeşitli köşk ve
dairelerden ayrı azuperı yapılar halinde inşa edilmesidir.
Sarayda doğan ilk padişah II. Osman, sarayda tahta ilk çıkan II. Bayezid,
sarayda ölen ilk padişah II. Selim, hayatının 30 yılını saraydaki
kafeste geçiren I. Mustafa'dır. Sarayda boğdurulan ilk padişah Sultan
İbrahim'dir. 51 yıl hapis yatan III. Osman'dır. Saraydaki son cülus
töreniyle tahta çıkan VI. Mehmet Vahdettin'dir.
Baş Çuhadar Padişahın Atının Sağ Tarafında Yürüyen Muhafız Silahtarağa
Padişahın Silahlarını Muhafaza Edip Taşıyan Peyk Padişahın
Seyahatlerinde Önde Giden Yaya Haberci Solak Padişahın Seyahatlerinde
Merasim Kıtası Eri
Baş Çuhadar Padişahın Atının Sağ Tarafında Yürüyen Muhafız
Silahtarağa Padişahın Silahlarını Muhafaza Edip Taşıyan
Peyk Padişahın Seyahatlerinde Önde Giden Yaya Haberci
Solak Padişahın Seyahatlerinde Merasim Kıtası Eri
İlk olarak yapılan Çinili Köşk-Sarayı 'dır (1472). İki katlı olan bina
Orta Asya mimarisi karakterindedir. Binanın içi ve dışı çok kıymetli
çinilerle bezenmiştir. Çinili Köşk'ten sonra Kubbealtı, Arz Odası, Has
Oda, Hazine, Kiler, Seferliler gibi bölümlerle mutfaklar, hasta odası,
hamam, Ağalar Camii, ahır vb. binalar ilave edilmiştir. Son olarak saray
surları ile Sultanahmet yönündeki asıl kapının (Bab-ı Hümayun) yapımı
ile Topkapı Sarayı'nın inşası tamamlanmıştır.
|
 | |
 |

1348 yılında Cenevizliler tarafından Galata surlarına ek olarak
yapılmıştır.1402 yılında 4. Haçlı seferinde geniş çapta tahrip edilen
Kule 1445-1446 yılları arasında yükseltilmiştir. Osmanlı hükümdarı II.
Murat ile yakın ilişkiler kuran Cenevizliler padişahın yardımıyla
kulenin yanına ikinci bir kule inşa ettiler ve kuleye de II. Murat'ın
adını verdiler.
Kule Türklerin eline geçtikten sonra hemen her yüzyılda tamir
ettirilmiştir. 16. yüzyılda Kasımpaşa tersanelerinde çalıştırılan
Hıristiyan harb esirlerinin barınağı olarak kullanılmıştır. Sultan III.
Murat'ın müsadesiyle burada müneccim Takiyıddin tarafından bir rasathane
kurulmuştu. Bu rasathane 1579'da kapatılmıştır. 17. yüzyılın ilk
yarısında IV. Murat döneminde Hezarfen Ahmet Çelebi tahtadan yaptırdığı
kartal kanatlarını iki tarafına takarak Okmeydanı'nda rüzgarları
kollayıp uçuş talimleri yaptıktan sonra 1638 yılında Galata Kulesi'nden
Üsküdar'da Doğancılar'a uçmuştur. Bu uçuş Avrupa'da ilgi ile
karşılanmış, İngiltere'de bu uçuşu gösterir gravürler yapılmıştır.
1717'den itibaren kule yangın gözleme kulesi olarak kullanılmıştır.
Yangın, ahalinin duyabilmesi için büyük bir davul çalınarak haber
verilirdi. III. Selim döneminde çıkan bir yangında kulenin büyük bölümü
yandı. Onarılan kule 1831 yılında başka bir yangında yine hasar gördü ve
tekrardan onarım gördü. 1875 yılında bir fırtınada kulesi devrildi.
1960'lı yıllarda ciddi bir tamirat başlatıldı. 1967 yılında biten
onarımda kulenin 1831-1875 yılları arasındaki haline sadık kalınarak
bugünkü görünümü sağlandı. |
|
Yapmadan Dönme

İstanbul'un dini mimari şaheserlerinden Süleymaniye Camiini ve
Sultanahmet Camiini görmeden,
Ayasofya ve Kariye Müzesi ni ziyaret etmeden,
Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı ve Rumeli Hisarını gezmeden,
Boğaz'da ve adalarda vapur gezisi yapmadan,
Galata Kulesinden ve Pierre Loti'de İstanbul manzarası seyretmeden,
Sanat ve kültür etkinliklerini izlemeden,
Eğlence hayatını merak edip, görmeden,
Ortaköy pazarına uğramadan,
Büyükadada fayton turu yapmadan,
Boğazda, Kumkapıda, çiçek pasajında balık, kanlıcada yoğurt, Beyoğlunda
profiterol yemeden,
Kapalıçarşı'da halı, mücevherat, deri giyim eşyaları, Mısır Çarşısında
lokum, baklava, pastırma, şekerleme almadan
Beyoğlunda ve tüm mega alışveriş merkezlerinde alışveriş yapmadan,
...Dönmeyin. |
 |
|
 |
THE MARMARA
(5 Yıldızlı Otel)İsta
Otelleri
Otel Tel: +90 212 2514696 - +90 212 2440509
Taksim Meydanı Taksim İSTANBUL
SWISSOTEL THE BOSPHORUS
(5 Yıldızlı Otel)İs
Otel Tel: +90 212 326 11 00 - +90 212 326 11 22
Bayıldım Cad. No:2 Maçka 34357 Beşiktaş İSTANBUL
THE RITZ-CARLTON
(5 Yıldızlı Otel)İ
Otel Tel: +90 212 334 44 44 - +90 212 334 44 55
Süzer Plaza Elmadağ 34367 Şişli İSTANBUL
RAMADA PLAZA (5
Yıldızlı Otel)İlleri
Otel Tel: +90 212 444 02 72 - +90 212 241 34 28
Halaskargazi Cad. No:139-151 34373 Osmanbey - Şişli - İSTANBUL
POINT HOTEL
(5 Yıldızlı Otel)İsri
Otel Tel: +90 212 313 50 00 - +90 212 313 50 30
Topçu Cad. No:2 Taksim İSTANBUL
MÖVENPİCK HOTEL
İSTANBUL(5 Yıldızlı Otel)İri
Otel Tel: +90 212 319 29 29 - +90 212 319 29 00
Büyükdere Cad. 4. Levent 34330 İSTANBUL
KLASSİS RESORT HOTEL
(5 Yıldızlı Otel)İeri
Otel Tel: +90 0212 7274050 - +90 0212 7270417
Karaburun mevkii 34570 Silivri
CEYLAN
INTERCONTINENTAL OTEL
(5 Yıldızlı Otel) İleri
Otel Tel: +90 212 368 44 44 - +90 212 368 44 99
Asker Ocagi Cad. No:1 Taksim 34435 İSTANBUL
GRAND ÖZTANIK HOTEL
(5 Yıldızlı Otel)İi
Otel Tel: +90 0212 3616090 - +90 02123616078-79
Topçu Cad. No:9/11 Taksim/İstanbul
DİVAN İSTANBUL OTELİ (5
Yıldızlı Otel)İlleri
Otel Tel: +90 212 315 55 00 - +90 212315 55 15
Cumhuriyet Cad. No:2 34437 Elmadağ İSTANBUL
HOTEL DEDEMAN İSTANBUL (5
Yıldızlı Otel)İi
Otel Tel: +90 212 274 88 00 - +90 212 275 11 00
Yıldız Posta Cad. 50 34340 İSTANBUL
CROWNE PLAZA
ISTANBUL(5 Yıldızlı Otel)İlleri
Otel Tel: +90 212 560 81 00 - +90 212 560 81 58
Sahilyolu Ataköy 34710 İSTANBUL
|
|
 |